15 Eki 2018

Elbirliği Dergisi 16. Sayısı İle Yayında

Elbirliği Dergisi 16. Sayısı İle Yayında

Dolu dolu içeriği ile 16. sayısı yayınlanan Elbirliği dergisinin interaktif haline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emin Üstün ile bu sayımızdaki röportajı ‘Girişimcilik’ konusu üzerine gerçekleştirdik. Kendisi girişimci insanı, önüne çıkan fırsatı ufak ya da büyük olsun değerlendirmek isteyen kişi olarak tanımlıyor. Girişimci kişiler içinse: "Çünkü o bir kişiyi bulduğunuz zaman bin kişiye iş bulur. O bin kişi belki kendine iş bulamaz ama o bir girişimci yaptığı işle bin kişinin, belki on bin, belki yüz bin kişinin ihtiyacını gidermiş olur."

"Kişinin eğer bakkal dükkânı açma niyeti varsa evvela bir pazarda limon satmalı, alışverişi görmelidir."

Girişimci olarak nitelendirdiğimiz kimseler; değerli insan; üretebilen, üretirken değer oluşturabilen, oluşturduğu değerlerle insanları mutlu edebilen, insan yaşamına güzellikler katabilen kimselerdir. Siz de Emin Şirketler Grubu‘nun temellerini atarken farklı bir girişimcilik örneği sergilediniz. Bu noktada girişimci kimdir, girişimcilik nedir? Neler söylemek istersiniz?

Girişimcilik insanoğlunun -büyük bir olasılıkla- doğuştan gelen bir yeteneği olduğunu söyleyebilirim. Ama bu yetenek eğer geliştirilemezse ve bu yeteneğe fırsat verilemezse girişimcilik duygusunun ve girişimcilik karakterinin gelişmemiş olduğunu görüyoruz. Girişimci insan önüne çıkan fırsatı -ufak ya da büyük- değerlendirmek ister, o fırsatı bir üretime, bir menfaate, bir gelire dönüştürmek ister. Bu da girişimciliğin en büyük özelliğidir.

Girişimcilik bir mücevher gibi; bir altın gibi. Belki bin tane insan arasından bir girişimci çıkabilir. O bir tane girişimciyi bulmak için gayret etmek lazım. Çünkü o bir kişiyi bulduğunuz zaman bin kişiye iş bulur. O bin kişi belki kendine iş bulamaz ama o bir girişimci yaptığı işle bin kişinin, belki on bin, belki yüz bin kişinin ihtiyacını gidermiş olur. Bu nedenle girişimciyi toplum olarak desteklemek lazım, girişimcilik kabiliyeti olacak insanları da fazla aleyhinde bulunarak daha doğmadan onları öldürmemek lazım. Bizim toplumumuzun şu an en büyük ihtiyacı girişimcilerdir. Tabii bu girişimciler eğitimli olursa, ahlaklı olursa girişimcilikte başarılı olma şansı daha fazla oluyor. Biz de zamanında önümüze çıkan fırsatları değerlendirerek yola çıktık Emin Şirketler Grubu olarak bu günlere geldik. Okulu bitiriyorsun, diplomayı alıyorsun devlet memuru olamıyorsun, iş bulamıyorsun. Standart bir iş bulamadığın zaman kendi ayaklarının üzerinde nasıl durabilirsin bu sefer onu düşünmeye başlıyorsun. Bunu düşünürken de beyinde o bölge herhâlde gelişiyor; insanlar ‘ne yapabilirim’i düşünmeye başlayarak yapabileceği işe girişiyor.

Tabii girişimcilik terbiye isteyen bir iş; insan çok büyük bir marketler zinciri kurmayı hayal edebilir ama buna bir simit satarak, limon satarak başlaması lazım. Kişinin eğer bakkal dükkânı açma niyeti varsa evvela bir pazarda limon satmalı, alışverişi görmelidir. Başarabilirse bakkal dükkânına doğru adım atmalıdır. Kişi, bakkal dükkânı açmak istiyor ama hevesle beş tane büyük market açayım istiyorsa evvela bakkallarda başarı sağlamalıdır ki sonra marketlere rahatça geçebilsin. Kademe kademe gidilmeli. Bunun bir eğitimi yok, tahsili yok, tamamen uygulama ile elde edilen; bilgileri ve tecrübeleri birleştirerek, geliştirmek suretiyle insan girişimci olabiliyor.

"Hakiki girişimcilere toplumda çok ihtiyacımız var."

Girişimci olarak nitelendirdiğimiz kimseler öyle kimselerdir ki o kişiden eğer sokakları süpürmesi istense, Michelangelo’nun resim yaptığı gibi, Sheakspeare’in şiir yazdığı gibi ve Koca Sinan’ın mimarlığı gibi süpürür sokakları. O sokağa bakan herkes ise “Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyormuş” der. Bu noktadan girişimciliği nasıl yorumlarsınız?

Girişimcinin en büyük vasfı; kendisine karşı olan sorumluluğudur. Yaptığı işi evvela kendisi beğenmesi lazım. Kendisini gözlem altına alamayan insan başarılı olamaz. Yoldan bahsettik, çöpten bahsettik. Girişimcinin o yoldan geçtiğini kolaylıkla görebiliriz. Eğer yerde bir taş, bir çöp varsa girişimci onu muhakkak kaldırır, atar ya da bir yere koyar. Yani girişimci muhakkak bir iz bırakır ve ortaya bir eser koymaya çalışır. Muhakkak bir farklılığı vardır ve bir farklılık yaratır. Dolayısıyla girişimci insan normal insandan farklıdır diyebilirim. Son olarak şunu söyleyebilirim: Hakiki girişimcilere toplumda çok ihtiyacımız var. Bu girişimciler bizim ülkemizin önünü açabilir, onun için hayata kalite katabilecek kişilere fırsat vermek lazım.

Girişimci insan; dışarıdaki insanların gözüyle kendisini görmeye çalışmalı, dışarıdan insanlara kendisini analiz ettirmelidir.

Girişimcilik kavramı sosyal ve kültürel bir olgudur. Bu nedenle farklı sosyo-kültürel özelliklere sahip toplumlarda farklı girişimcilik özelliklerine ve modellerine şahit olmaktayız. Bu minvalde girişimcilik kavramı bizim ülkemiz ve toplumumuz nezdinde nasıl yorumlanır? Türk girişimci nasıl olmalıdır?

Türk insanı yapı itibariyle girişimci ruha sahiptir. Çünkü gelişmekte olan ülkelerde girişimcilik ön plana çıkıyor. Gelişmiş ve sistemli ülkelerde girişimcilik zaten bir meslek, eğitim, Ar-Ge kolu oluyor. Ama sistemi zayıf, gelişmekte olan ülkelerde herkes bir girişimci adayı o bakımdan bizim ülkemiz de gelişmekte olan bir ülke olması hasebiyle şöyle söylemek gerekebilir: Bir girişimci öncelikle girişimciliğin ne olduğunu bilmeli, girişimciliğin eğitimini almalı ve kendisini tanımalıdır. Kendisini tanırken, dışarıdaki insanların gözüyle kendisini görmeye çalışmalı, dışarıdan insanlara kendisini analiz ettirmelidir. Ettirmelidir ki; kendisinin artılarını ve eksilerini yakalayabilsin. Onun için ülkemizdeki girişimci adaylarımıza en büyük tavsiye: Kendilerine dışarıdan bakmalarıdır; başkalarının kendisi hakkındaki değerlendirmelerini dinleyerek.

Girişimciler, hem Türkiye’deki fırsatlara hem de yurt dışındaki fırsatları beraber değerlendirmelidir.

Genç arkadaşlara girişimcilik noktasında tavsiyeleriniz neler olur? Türkiye’de girişimcilik noktasında en uygun alan/alanlar nedir?

Türkiye tarım ülkesi, Türkiye enerjisi bol olan bir ülke. Dolayısıyla enerjiyi ekonomik hayata kolaylıkla geçirebileceğimiz bir ülke, yenilenebilir enerji gibi. Bununla birlikte Türkiye hayvancılık yapabileceğimiz bir ülke. Türk insanı bölge olarak çevremizdeki ülkelere çok yakın. Türk insanı o ülkelerde de girişimciliğini yaparak, Türkiye’de maliyeti yüksek şeyleri o ülkelerde üretebilir. Çevremizdeki ülkelerde büyük araziler var, tarlalar var, büyük alanlar var, enerjisi ucuz olan ülkeler var o ülkelerde istihdam oluşturarak bizim ülkemize oradan ihracat yaparak, maliyeti düşük satışlar yaparak hem mal satmış olurlar hem de Türkiye‘nin o ülkelerden döviz elde etmesini sağlayabilirler. Bunun için ben hem Türkiye’deki fırsatlara hem de yurt dışındaki fırsatlara beraber bakılmasını ve değerlendirilmesini girişimci adaylarına tavsiye ediyorum.

Formu Doldurun Sizi Arayalım!

Mutluluğun ilk adımı kendi evinizde başlar...

! .